Sınav Kaygısı

sınav kaygısı nedir

sınav kaygısı nedir

Kaygı, zihnin ve bedenin bir tehlike algısıyla karşı aşırı hassas davranmasıdır. Bu tehlike karşısında vücut aşırı bir tepki verir, aşırı bir endişe ve heyecan duyar. Günlük yaşantımızın birçok aşamasında kaygı ile karşı karşıya kalırız. Herhangi bir iş görüşmesine giderken, yeni bir diyete başlarken, yeni bir işe başlarken, okul tercihleri yaparken ve belki de en önemlisi sınav ya da mülakata girerken bir kaygı yaşarız.

Kaygının öğrenme üzerine etkisini araştıran uzmanlar yeterli miktarda kaygının öğrenmeyi olumlu etkilediğini tespit etmişlerdir. Yani ne çok kaygı ne az kaygı, orta karar bir kaygı insanın öğrenme sürecine daha zinde girmesini, öğrencinin öğrenme sürecine güdülenmesini sağlar.

kaygının öğrenme üzerine etkisi

kaygının öğrenme üzerine etkisi

Burada esas sorun ya kaygının hiç olmamasından -ki bunun birçok sebebi olabilir- ya da kaygının yüksek miktarda olması ile ortaya çıkar. Biz de bu yazımızda sınav kaygısı konusunu ele alacağız.

Sınav kaygısı nedir?

Sınavdan önce öğrenilen her tür bilginin -hatta burada yeteri kadar demek daha doğru olur- sınav esnasında uygulanamayacağını aşırı derecede düşünmek ve yoğun derecede bundan kaygı duymaktır.

Sınav kaygısı nasıl oluşur?

Sınav kaygısı aslında tamamen psikolojik bir süreçtir. Öğrenmelerimizi sınav esnasında uygulayabileceğimize olan inancımızın eksikliğidir. Burada temel problem aslında kendimize olan güvenimiz ve sınavlara aşırı bir anlam yüklememizdir.  Sınav sonuçlarının hayatımız üzerinde yıkım derecesine varacak olumsuz sonuçlar doğuracağına olan inancımız, ailemizin bize ve sınavımıza hayatî derecede önem vermesi gibi birçok sebep sınav kaysınının oluşumuna sebep olur.

Sınav kaygısı nasıl yenilir?

Sınav kaygısı az evvel de dediğimiz gibi belirli bir seviyede ise istenen bir şeydir. Kaygı olmalı ki öğrenme olsun. Ancak kaygı istenen düzeyi aştığında başarısızlık da beraberinde gelecektir.

Bizler sınav kaygısı konusunda her ne kadar eğitim almış olsak da yoğun sınav kaygısı süreci konusunda mutlaka bu işin uzmanlarından yardım almak gerekir. Biz Mutlu Eğitim olarak bu süreçte yoğun sınav kaygısı yaşayan öğrencilerimizi uzman psikologlarımız ile düzenli olarak görüştürüyor ve öğrencinin sınav kaygısı üzerine olan düşüncelerini gözden geçirmesini sağlıyoruz. Sınav sürecine giren öğrenci sınava kadar ayda, iki ayda bir olacak şekilde uzman psikologlarımız ile yaptığı görüşmeler neticesinde sınava kadar kaygılarının büyük bir bölümünden kurtuluyor.

Bu süreçte öğrencimize bol bol vücut egzersizleri yapmaları, ders çalışırken gözlerini dinlendirmeleri, kaygı yaşadıkları an derin nefes alıp vermeleri gibi birçok alternatif öneriyoruz.

Sınav kaygısı konusunda ailelere ne önerirsiniz?

Çocukta meydana gelen sınav kaygısının temel sebeplerinden birisi maalesef ailedir. Aile sınava olan aşırı inancını öğrenci üzerinde yaşatmakta, öğrenciden yaşına uygun olmayan, gerçekçi olmayan ve öğrenciyi zor durumda bırakacak beklentilere girmektedir. Oysa öğrenciyi desteklemek, sınavın hayatının sadece bir parçası olduğunu onlara söylemek, göstermek; ailenin sevgisinin sınava endeksli olmadığını hissettirmek sınav kaygısı konusunda ailelerimize düşen en büyük roldür.

Mutlu Eğitim olarak biz, özel ders almak isteyen her öğrencimizdeki sınav kaygısı oranını tespit ediyor, aşırı kaygılı öğrencilerimizi uzman psikologlarımız ile düzenli görüştürerek onların sınava yönelik olumsuz tutumlarını ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.

Özel Ders

özel ders

özel ders

Özel ders, öğrencinin öğretmen ile etkileşimli bir şekilde bire bir, iki, üç, dört ve en fazla beşer kişilik gruplar halinde belli bir plan, program çerçevesinde, belirli bir dersten aldığı eğitimdir. Özel ders genelde bire bir eğitim şeklinde olsa da öğrencinin isteğine göre beşerli gruplara kadar kişi sayısı arttırabilir. Biz kişi sayısını çok arttırma taraftarı değiliz ancak kişi sayısının artmasınının da öğrenme üzerine olumlu durumları olabiliyor. Örneğin özel ders esnasında öğrencinin aklına gelmeyen bir soruyu arkadaşı sorabiliyor ve öğrenci arkadaşının sorduğu bu soru üzerinden de öğrenebiliyor. Bu sebeple kişi sayısı fazla arttırılmadan özel ders alınabilir.

Bugün en çok matematik ve geometri branşında özel ders tercih edilse de bununla birlikte Türkçe, edebiyat, kimya, biyoloji, fizik, İngilizce gibi farklı alanlarda da özel ders alınabilmektedir. Bu tamamen öğrencinin ihtiyacına göre değişebilmektedir. Biz öncelikle özel dersin, özel öğretmenin avantajlarından bahsedelim ve arkasından da bizim çalışma sistemimizden bahsedelim:

Özel Ders Faydaları?

  • Çoklu gruplarda alınan derslerde öğretmen ilgilisini birçok öğrenciye yönelteceği için bir süre sonra öğrencide dikkat dağınıklığı olabilmektedir. Bugün bilimsel araştırmalar gösteriyor ki bir öğrencinin dikkat süresi en fazla 13 dakikadır. 13 dakikayı aşan sürelerde öğrenci mutlaka farklı bir etkinliğe girişmek isteyecektir. Eğer öğretmen bu sürede 1 dakikalık bir mola verir ve dersine tekrar dönerse öğrenmede zaman kaybı olmaz. Ancak çoklu gruplarda her öğrencinin dikkat dağınıklığı aynı anda olmayacağı için bu bir süre sonra hem zaman kaybına hem de verimliliğin düşmesine sebep olacaktır.
  • Dershanede veya okulda -çoklu gruplarda- ders seviyesi her zaman en düşük öğrenciye göre ayarlanacağı için başarı öğrenciler sıkılmakta, derse olan ilgisi azalmaktadır. Özel ders ise öğrencinin seviyesine uygun dersin işleneceği bir sistemdir.
  • Özel ders esnasında öğrenci konuyu pürdikkat dinleyeceği için konuyu tam anlamıyla kavrayacaktır. Dersten alacağı verim artacaktır.
  • Öğretmen konu anlatımları esnasında veya ders sonlarında sorduğu sorular ile öğrencinin eksik öğrenmelerini tamamlayacak, eğer yanlış öğrenmesi varsa bu yanlış öğrenmeye anında müdahale ederek durumu düzeltecektir.
  • Öğrenci ders esnasında anlamadığı yeri hocasına anında soracağı için ders bitiminde kafasını kurcalayan sorusu olmaz. Bu da öğrencinin moral motivasyonunu oldukça arttıracaktır.
  • Özel ders saatleri öğrencinin programına göre belirlenir. Oysa çoklu gruplarda ders saatleri standarttır, öğrenci kendisini o saate göre ayarlar.

Mutlu Eğitim Özel Ders Merkezi

Yukarıda özel dersin faydalarından bahsettik. Peki şimdi de bizi diğer özel ders merkezlerinden ayıran özellikler nelerdir, biraz onlara göz atalım.

  • Mutlu Eğitim olarak öğrencimizin başarısını her şeyin önüne alıp, planımızı programımızı buna göre yaparız.
  • Öğrenci başarısı için alanında uzman öğretmenler ile çalışır, sizler için en iyisini bulup sizi onunla buluşturmak isteriz.
  • Nezih, ferah ve kolay ulaşılabilir ofisimiz ile yol sıkıntısı çekmeden özel ders merkezine gelir, planınıza uygun bir şekilde eğitiminizi alırsınız.
  • Ders planlarımız öğrenci ile ilk görüşmemizle başlar, yıl boyunca bu programa sadık kalınarak ders işlenir.
  • Eğer ileri düzey sınav kaygısı ve matematik korkusu gibi problemleriniz varsa psikolog uzmanlarımız ile düzenli görüşmeniz sağlanır, böylece başta matematik korkusu olmak üzere, ders temelli birçok probleminizin üstesinden gelirsiniz. Bildiğiniz gibi korku, aşırı kaygı biz öğretmenlerden çok psikologların uzmanlık alanına girer.
  • Ödev takibi: Öğretmenlerimiz öğrenciye verdikleri ödevlerin takibini düzenli olarak yaparlar. Ayrıca velinin isteğine göre ödev takip raporlarını veliye ulaştırarak öğrenci durumunu sık sık kontrol ederler.
  • Aile seminerleri: Öğrencilerimiz ile birlikte sınava hazırlanmaya çalışan ailelere düzenli seminerler vererek sınava yönelik onları bilgilendirir, anne-çocuk, baba-çocuk iletişimi konusunda büyük bir destek sağlar.
  • Özel ders ücretleri: Öğrencimiz birden fazla ders aldığında özel ders fiyatları öğrencimizin lehine yeniden şekillenmektedir.

Biz Mutlu Eğitim olarak, özel ders konusunda sizin isteklerinizi kendimize rehber alarak hizmet veriyoruz.

Unutmayın, hiçbir başarı tesadüf değildir.

Matematik özel ders için tıklayınız.

Matematik Özel Ders

Oğluna/kızına veya kendine YGS, LYS, KPSS için matematik özel ders almak isteyenlerden bir tanesi olduğunuzu tahmin ediyoruz. Bu yazımızı okuyarak hem özel ders hakkında bilgi sahibi olacak hem de matematik konusunda doğru bilinen yanlışlardan haberdar olacaksınız. Sizden ricamız önyargılarınızı bir kenara bırakarak matematik konusunda yazdığımız bu yazımıza bir göz atmanız.

Öğrenim hayatımız boyunca hepimizin korkulu rüyası haline gelmiştir matematik. İlkokulun o minik sıralarında aldığımız korkuyu besleyip büyüteterek, lise ve üniversite yıllarına kadar getiriyoruz. Bu süreç boyunca girdiğimiz tüm sınavlardan (SBS, OKS, YGS, LYS, KPSS, Açıköğretim vs.) matematik karşısında 1-0 mağlup olarak ayrılıyoruz. Peki matematik korkusunu kendi ellerimiz ile hazırladığımızı biliyor musunuz?

Neden matematikten korkarız?

Hemen hemen bütün eğitim bilimciler, psikologlar matematik korkusunun öğrenilmiş çaresizlik neticesinde geliştiğini düşünmektedirler. Nedir öğrenilmiş çaresizlik? Bunu bir örnek üzerinde anlatmak isteriz:

Filleri evcilleştirmek için çok basit bir yöntem kullanılmaktadır.

Yeni doğan bir fil yaklaşık 100 kg ağırlığındadır. Bu fil kıramayacağı kalınlıkta bir zincirle ağaca bağlanır. Belki yüzlerce kez bu zinciri koparmaya çalışan fil, ne kadar çabalarsa çabalasın bu zinciri kıramayacağını ve özgürlüğüne kavuşamayacağını deneyerek öğrenir. Birkaç yıl içerisinde fil büyür, gelişir ve yaklaşık 4 metre boya, 7 ton ağırlığa ulaşır. Doğduğunda ayağına takılan zinciri değil, onun onlarca büyüklüğündeki bir zinciri kıracak güce sahiptir. Ne yazık ki fil artık ayağına bağlı olan o minicik zinciri kıramayacağını öğrenmiştir ve artık zinciri kırmak için hiçbir çaba sarf etmez.

Bizler d matematik karşısında ilkokulda birer yavru filiz. Yıllarca matematiğe karşı biriktirdiğimiz önyargılarımız, ders çalışmamaktan kaynaklanan başarısızlıklarımız biz büyük bir fil olduğunda da peşimizi bırakmaz. Ve kolaylıkla kırabileceğimiz bir zinciri kırmak için ufak bir hamle bile yapmayız. Çünkü biz örnekteki fil gibi, çaresizliği öğrenmişizdir.

Matematik korkumuzun temeli, hatta bütün derslerimizin temeli yapamayacağımıza olan inancımızdır. Biz ne zaman başaracağımızı düşünür ve bu yönde çabalarsak başarı bizim peşimizden gelecektir.

Biz, Mutlu Eğitim olarak öncelikle sizin bu zincirleri kırmanızı sağlıyoruz. Matematik konusunda duyduğunuz korkularınızı birlikte yeniyor ve matematik özel ders ine o şekilde başlıyoruz.

Sizlerin matematik konusundaki özgüven eksikliğini, korkularınızı yenmek için bizim çabalarımız yeterli gelmez ise sizi okul fobisi, ders fobisi, ders kaygısı konularında uzman psikologlara yönlendiriyor ve özel matematik dersi ile paralel bir öğrenci koçluğu almanızı sağlıyoruz. Böylece matematik dersindeki başarısızlığınızın temeline inmiş oluyor ve başarıyı yakalayıp çıkarıyoruz.

Başarının Altın Anahtarı: Sık Tekrar

Gerek basılı yayınlarda gerekse sosyal medyada kişi sayısı kadar başarı formülleri verilmektedir. Kimi başarının çok çalışmaktan geldiğini düşünürken kimisi başarıyı doğuştan gelen genetik faktörlerin belirleyeceğini düşünür. Kimi bol soru çözümü ile başarı yakalanayağını düşünürken kimi de sık tekrarla başarı sağlanacağını düşünür. Şüphesiz onlarca başarı formülü olmasının sebebi insanın öğrenmesine dair çok fazla teori olmasındandır. İnsan beyni, insan öğrenmesi üzerine yapılan yüzlerce araştırma beynin çok kompleks bir yapı olduğunu, tek bir metoda dayalı yaşamadığını gösterir. Bu sebeple her öğrenci için özel bir öğrenme, öğretme metodu uygulanmalı ki başarıda gözle görülür derecede artış olsun.

İnsan öğrenmeleri üzerine yapılan birçok araştırma neticesinde bugün her bireyin farklı bir öğrenme yöntemi olduğu artık bilimsel bir gerçeklik kazanmıştır. Kimi öğrenci dinleyerek, kimi izleyerek kimisi de yaparak – yaşayarak öğrenmektedir. Örneğin sosyal, sözel zekâsı gelişmiş bir öğrenci dinleyerek öğrenebilme yeteneğine sahiptir ve birisinin anlatması ile çok kolay öğrenebilir. Kimi öğrenci ise yaparak – yaşayarak öğrenebilme yeteneğine sahiptir. Misal meslek liselerinde öğretim yöntem ve tekniği olarak en çok “el becerileri” temelli formüller denenmekte ve meslekî anlamda başarı sağlanmaktadır.

Hangi teoriyi, metodu, yöntem ve tekniği seçersek seçelim öğrenme konusunda bazı temel direkler vardır. Örneğin bir konu hakkında hiçbir bilgiye sahip değilsek temel bilgileri dinleyerek veya okuyarak öğrenmeliyiz. Bir kaynak ustası çırağına anlatmadan, sadece göstererek kaynak yapımını öğretebilir mi ya da öğretmesi ne kadar zaman alır? Bu sebeple anlatma/dinleme olmadan öğrenme gerçekleşmez.

Bizim altın anahtar olarak gördüğümüz yöntemlerden bir tanesi “sık tekrar”dır.

Yeni öğrenilen bilgilerin kalıcılığı için sık tekrar mutlaka ama mutlaka şarttır. Yapılan birçok araştırma neticesinde yeni bilgilerin önemli bir kısmı aynı gün unutulmaktadır. Bu durumu aşmak için o gün içerisinde öğrendiğimiz tüm konular okuldan/dershaneden eve gidince kısa süreli de olsa mutlaka tekrar edilmelidir. Bu tekrar emin olun sizin yarım saatten fazla vaktinizi almaz.

Peki bir kere tekrar etmek yeterli midir?

Tabii ki hayır. İnsan beyni o kadar mükemmel bir yapıdır ki, bilgi beyinde ne kadar çok işlenirse ve ne kadar çok kullanılırsa unutulması o kadar zorlaşır. Dikkat edin öğrenim hayatında öğrenilen bilgiler çok çabuk unutulur ama meslek hayatında öğrenilen bilgiler kolay kolay unutulmaz değil mi? Neden? Çünkü meslek hayatında öğrendiğimiz bilgilerin sürekli pratiğini, uygulamasını yaparız da ondan.

Kıyafetinizde bir yerin söküldüğünü düşünün. Onu tek kat iple mi dikerseniz daha sağlam olur yoksa üzerinden birkaç kez geçerseniz mi? Tabii ki birkaç kez geçmek daha sağlam olacaktır. Çünkü dikiş daha kalın olacaktır. Öğrenilen bilgilerin tekrarı da sağlam bir bina inşa etmemizi sağlar.

O halde;

1. Konu öğrenildiği gün tekrar edilecek.
2. İlk tekrardan 2 gün sonra bir kere daha tekrar edilecek.
3. İkinci tekrardan 7 gün sonra bir kere daha tekrar edilecek.

Demek ki, sürekli tekrar etmek bir konunun daha iyi öğrenilmesini ve öğrenilen bilginin kalıcı olmasını sağlar.